Uzak bir telefonda ağlayan yağmurlu bir genç kadın
Ayrılıklar kolay değil elbet... Belki de bu yüzden hiç sevmem otobüs terminallerini... Tren garlarını... Sevmediğim bir tat yerleşir dilime. Sırtıma bir ağrı girer...
Bir karşılamadan çok, nedense hep vedalaşma taşır sanki o mekânlar... İki cici kızım vardı bir zamanlar... Televizyon programı yaptığım dönemleri takip edenler bilir her ikisini de. Sıkça geçerdi adları. Çalışkan, hayat dolu, sevecen ve çok güçlü iki genç kız... Çok güldüğümüz, çok çalıştığımız, çok sevindiğimiz yıllar geçirdik beraber. Bugün durduğum yeri çok seviyorsam, ikisinin payını göz ardı edemem bu duruşta. Televizyon programı yapmayı bıraktığım dönem zor ayrıldık...
Zaman dursaydı... Ayrılıklar hep zordur... Ama zor ayrılınıyorsa eğer, geride kalan "bir şey" var demektir. Anılacak, özlenecek, yokluğu burun sızlatacak bir şey... Zor ayrılınıyorsa eğer, birlikte geçirilmiş onca zamanın bir değeri var demektir. Bir rengi, bir kokusu, bir ışığı var demektir...
Ayrılıkta gözyaşı varsa eğer, o ayrılık unutulmayacak demektir... Şimdi ikisi de iki gözü iki çeşme dolaşıyorlar... Yoo benden ayrıldıkları için değil tabii ki. Sevdiklerini askere gönderdikleri için...
Birinin yolunu gözleyenler buruş buruş eder kalbimi hep. O tetikte yaşamaları yok mudur ah? Postacının yolunu gözlemeleri, telefonla yatıp kalkmaları, durmadan fotoğraflara bakmaları...
"Zaman nasıl da hızlı geçiyor" deyip duruyoruz. Oysa birinin yolunu bekleyenlere ve yola çıkmak için bekleyenlere hiç de öyle gelmiyordur... Yani zaman geçmiyordur...
İnsan uzun ayrılıkların sonunda anlıyor zamanın hızını ve şiddetini. "Yapılacak ne çok şey vardı... Ah zamanımız olsaydı... Zaman dursaydı..."
Yine de birini uğurlamak güzel şey... Birini beklemek sevinçli şey.
Birini çok özleyip de hiç gelmeyeceğini bilmektir asıl kederli olan... Ve galiba buna bile alışıyor insan...
İşte böyle sevgili Burcu ve Gülrû... İşte böyle mektuplarından hasret akanlar...
Madem ki ayrılık var... İnsan çok şiir okur beklerken. Yaptığı her işte biriktirir özlemini. Aslında bir yolu beklerken bir şarkıyı ya da bir şiiri giyinmiş gibidir insan. "Nasılsın?" dediğimde telefonda buğulu bir sesle iyiyim deyince, Attilâ ilhan'ın unutulmaz şiirini düşündüm.
O yüzden başlık bir şiir dizesi oldu bugün. Ve istedim ki güzel bir şiir kondurayım bu yazının sonuna.
Okurken dalıp gittim binlerce dizenin arasında. Evet, "Ezberlenecek bir şey kalmadı" diyor Ahmet Telli bir şiirinde. Yine haklı çıkıyor şair...
Necip Fazıl Kısakürek, "Ne görsem, ötesinde hasret çektiğim diyar Kavuşmak nasıl olmaz, madem ki ayrılık var..." diyor.
Attilâ İlhan'la başlamıştık... "Ayrılık da sevdaya dahil çünkü ayrılanlar hâlâ sevgili.."
|